4 Nisan 2019 Perşembe

Üçer Aylık Dönemler Halinde Muhtasar Beyanname Verilmesi İle İlgili Bazı Hususlar

Üçer Aylık Dönemler Halinde Muhtasar Beyanname Verilmesi İle İlgili Bazı Hususlar



I- GİRİŞ

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 96. maddesinde, “vergi tevkifatının 94. madde kapsamına gören nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı”, hesaben ödeme ise, “vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade edeceği” hükme bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 98. maddesinde “94. madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirmi üçüncü günü akşamına kadar ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar…” hükmü yer almıştır.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 22. maddesinde tahakkuk ise, “verginin tahakkuku, tarh ve tebliği edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu hükümlere göre, çalışan ücretlilerin her birine ait ücret bordrolarının veya ücret bordroları yerine geçen herhangi bir belgenin düzenlenip imzalanması durumunda ücret tahakkuk etmiş olacak ve bu nedenle de, gelir vergisi tevkif atının yapılması gerekecektir.
Gelir vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı (bildirimi) üzerine tarh (vergi hesaplama) edilir. Mükellefler kesmiş olduğu vergi tevkifatlarını (stopaj, vergi kesintisi) muhtasar beyanname doldurmak ve doldurmuş olduğu beyannameyi bağlı olduğu vergi dairesine vermek sureti ile bildirir.
Muhtasar beyanname aylık veya üç aylık dönemler itibari ile düzenlenip ilgili vergi dairesine verilir. Ancak üç aylık beyanname vermek isteyen mükelleflerin aşağıdaki şartların tümünü taşımaları gerekmektedir:
– Çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10 ve daha az olmalıdır.
– Yapılmış tevkifatlar arasında zirai ürün bedellerinden yapılmış tevkifat bulunmamalıdır.
– Üç aylık dönemler halinde muhtasar beyanname verileceği vergi dairesine önceden bildirilmiş olmalıdır.
Öte yandan, ziraî ürün bedelleri üzerinden tevkifat yapanlar hariç olmak üzere, çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10 ve daha az olanlar, 94. maddeye göre yapacakları tevkifatla ilgili muhtasar beyannamelerini, bağlı bulundukları vergi dairesine önceden bildirmek şartıyla her ay yerine Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının yirmi üçüncü günü akşamına kadar verebilirler.
Ancak, üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname verilmesi ile ilgili olarak bazı tereddütlerin ve farklı yorumların olması nedeniyle, bu konuya açıklık getirilebilmesi için aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır.
II- MUHTASAR BEYANNAMENİN ÜÇER AYLIK DÖNEMLER HALİNDE VERİLEBİLMESİNE İLİŞKİN MEVZUAT
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinde tevkifat yapmak mecburiyetinde olanlar ile hangi ödemelerin tevkifata tabi olduğu belirtilmiş, 98. maddesinde ise, “…Zirai ürün bedelleri üzerinden tevkifat yapanlar hariç olmak üzere, çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10 ve daha az olanlar, 94 maddeye göre yapacakları tevkifatla ilgili muhtasar beyanname’lerini, bağlı bulundukları vergi dairesine önceden bildirmek şartıyla her ay yerine Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının 23. günü akşamına kadar verebilirler.” hükmü yer almıştır.
Bu hükme göre, üçer aylık dönemler halinde verilen muhtasar beyannamenin dönemleri aşağıda belirtilmiştir.
– Ekim, Kasım, Aralık, aylarına ait muhtasar beyannamenin Ocak,
– Ocak, Şubat, Mart,  aylarına ait muhtasar beyannamenin Nisan,
– Nisan, Mayıs, Haziran,  aylarına ait muhtasar beyannamenin Temmuz,
– Temmuz, Ağustos, Eylül, aylarına ait muhtasar beyannamenin Ekim,
Aylarının 23. günü akşamına kadar verilecektir.
Muhtasar yönünden bağlı bulundukları yer vergi dairelerine üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyannamelerini verebilmeleri için, aşağıdaki şartların mevcut olması gerekir.
– 10 ve daha aşağı sayıda hizmet erbabı çalıştırılması.
– Hiç hizmet erbabı çalıştırmamakla beraber, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi gereğince tevkifata tabi ödemelerde bulunulması (zirai ürün bedelleri üzerinden tevkifat yapanlar hariç).
– Yukarıda belirtilen şartları taşıyanların ayrıca, muhtasar beyanname verme süresinden önce ilgili vergi dairesine üç ayda bir muhtasar beyanname vermek istediklerinin bildirilmeleri gerekmektedir.
III- ÜÇER AYLIK DÖNEMLER HALİNDE MUHTASAR BEYANNAME VERİLMESİNE İLİŞKİN ÖNCEDEN BİLDİRİM ŞARTI
Üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname verilmesi ile ilgili şartlardan bir tanesi de, üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname verileceğine ilişkin önceden ilgili vergi dairesine bildirimde bulunulmasıdır. Ancak muhtasar beyannamenin üç ayda bir verilmesi ile ilgili bildirim konusunda, gerek Gelir Vergisi Kanunu’nda, gerekse Vergi Usul Kanunu’nda herhangi bir hüküm mevcut değildir.
Bu nedenle, üçer aylık dönemler halinde verilmesine ilişkin bu bildirim; herhangi bir dilekçe ile verileceği gibi, önceden vergi dairesine üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname vereceğine ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmaksızın verilmesi durumunda, bu beyannamenin bildirim olarak kabul edilmesi gerekir. Ancak bu durumda, üç aylık döneme ait beyan edilen vergilerin son ayı normal süresinde yatırılmış olarak kabul edilecek, diğer iki aylık ise, süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle cezalı tarhiyat yapılacaktır.
Ancak bu konuda Danıştay Dördüncü Dairesince, “Davacının 10’dan az işçi çalıştırdığına dair ihtilaf bulunmadığına göre sadece üçer aylık dönemler halinde beyanname vereceği hususunun vergi dairesine bildirmemiş olması, vergi zıyaı olduğunun kabulünü ve cezalandırılmasını gerektirmez.
Bu durumda, davacı adına şart bu nedenle kaçakçılık cezası kesilmesi 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde tanımlanan vergi hatası kapsamında bulunulduğundan, aksi görüşle temin edilen işlemde yasaya uyarlık görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir[1].
Ayrıca bu konuda Maliye bakanlığına yansıyan bir olayda Bakanlıkça;
“… Bilindiği gibi, muhtasar beyannamenin üç ayda bir verilmesine ait bildirim şekli konusunda; gerek Gelir Vergisi Kanunu’nda gerekse Vergi Usul Kanunu’nda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu bakımdan bildirimde bulunmaksızın birbirini takip eden üçer aylık dönemlerde muhtasar beyanname verilmesine halinde, ilk beyannamenin bildirim olarak dikkate alınmasının uygun olacağı düşünülmektedir…”şeklinde karar verilmiştir[2].
IV- ÜÇER AYLIK DÖNEMLER HALİNDE MUHTASAR BEYANNAME VEREN MÜKELLEFİN DÖNEM İÇİNDE ŞARTLARI KAYBETMESİ DURUMUNDA YAPILACAK İŞLEMLER
Üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyannamelerini vermekte iken, üçer aylık dönemlerde verilmesine ilişkin şartları üç aylık dönem içinde kaybeden mükellefler, bu şartların kaybedildiği ayı takip eden ayın 23. günü akşamına kadar, varsa dönem başındaki ay’da dahil olmak üzere, tevkif yoluyla kesilen vergilerin toplanması suretiyle ilgili vergi dairesine muhtasar beyannameyle beyan edilmesi gerekir.
Öte yandan, üç aylık mükellef olmasına rağmen Dönem ortasında üç aylık mükellefiyet şartlarını ihlal edenler, yeniden bağlı bulunduğu vergi dairesine müracaat ederek mükellefiyet tipinin değiştirilmesini isteme hakkına sahiptir. Vergi Dairesi mükellefin dilekçesine istinaden beyanname verme dönemini değiştirerek ilgili aydan itibaren mükellefin aylık beyanname vermesine imkan sağlayacaktır.
Ancak, Mükellefin dönem içerisinde şartları ihlal etmesi nedeniyle tevkifat yaptığı, bir önceki aya ait tevkifat tutarını beyan edebilmesi için uygulamada iki görüş bulunmaktadır.
BİRİNCİ GÖRÜŞ:
Mükellef 3 aylık dönem içinde işçi sayısını ihlal etmesi nedeniyle, aylık döneme geçmiş ve  vereceği ilk aylık muhtasar beyannamesinde kesinti yaptığı ve beyan etmediği (aylık döneme geçtiği 3 aylık dönemin 1.ay’ına veya 2.ay’ına ait) tevkifat tutarlarını ödeme türü bazında vereceği yeni aylık döneme ait beyannameye eklemek suretiyle muhtasar beyanname vermesi gerekir.
Örnek-1:
Öteden beri üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname veren mükellef (A); Ocak 2016 Tarihinde 9 işçi çalıştırmakta iken, 03 Şubat 2016 tarihinden itibaren 4 işçi daha ilave etmek suretiyle 12 işçi çalıştırmaya başlamıştır. Bu nedenle, 2016 Şubat ayından itibaren üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname vermeye ilişkin şartını kaybederek aylık döneme geçmiştir.
Bu durumda mükellef (A), 2016 Şubat dönemine ait olup, 23 Mart 2016 tarihinde verilecek olan Muhtasar beyannamesinde, sadece Şubat 2016 dönemindeki bilgilerini kapsayacak şekilde verecek, Ocak 2016 dönemine ait bilgiler ise bu beyannameye dahil edilmeyecektir.
Ocak 2016 dönemine ait Muhtasar beyanname de, 3 Aylık Dönem seçilerek 23 Nisan 2016 (Bu dönem resmi tatil olması nedeniyle takip eden ilk iş günü mesai saatine kadar) tarihine kadar verilecektir.
Bu görüşe göre, bir tane Mart 2016 dönemine ait aylık dönem seçilerek beyanname verilecek, bir tanede Ocak 2016 dönemine ait 3 aylık dönem seçilerek iki beyanname verilmiş olacaktır.
Örnek-2:
Çalışan Sayısı;
2016 Ocak ayında 8 kişi,
2016 Şubat ayında 11 kişi,
2016 Mart ayında ise, 9 kişi
Mükellef (B) Ocak ayında 8 işçi çalıştırmaya başlamış ve üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname vermeye ilişkin şartları taşıması nedeniyle ilgili vergi dairesine dilekçe ile başvurarak üçer aylık dönemi seçmiştir. Şubat ayında bu şartları ihlal etmesi nedeniyle aylık beyana tabi olmuş, ancak Mart ayında ise işçi sayısı 9 olması nedeniyle tekrar üçer aylık dönemleri seçmiştir.
Bu durumda,  verilecek beyannamelerde yapılacak işlemler şöyle olacaktır;
2016 Şubat dönemine ait (23 Mart 2016 tarihine kadar) verilecek olan muhtasar beyannamesini sadece Şubat 2016 bilgilerini kapsayacak şekilde verecektir. Ocak 2016 dönemine ait bilgiler bu beyannameye dahil edilmeyecektir.
Ocak ve Mart 2016 dönemine ait muhtasar beyanname ise 3 aylık dönem seçilerek 23 Nisan 2016 tarihine kadar verilecektir. Bu beyannamenin içerisinde sadece ocak ve Mart 2016 aylarına ait bilgiler bulunacak, aylık döneme ait olan Şubat 2016 ayına ait bilgi ise bulunmayacaktır.
Ancak, birinci görüşe göre işlem yanlış olup, buna göre ayık ve üçer aylık olmak üzere iki muhtasar beyanname olayı gündeme gelmektedir.
İKİNCİ GÖRÜŞ:
Örnek-3:
Çalışan Sayısı;
2016 Ocak ayında 8 kişi,
2016 Şubat ayında 11 kişi,
2016 Mart ayında ise, 9 kişi
Öteden beri üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname veren Mükellef (C); Ocak ayında 8, Şubat ayında ise 3 işçi daha ilave etmek suretiyle 11 işçi çalıştırmaya başlamış ve Şubat ayından itibaren üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname vermeye ilişkin şartını kaybetmiştir. Ancak, Mart ayında 2 işçinin işten ayrılması nedeniyle tekrar üçer aylık dönemleri seçmiştir.
Bu durumda mükellef (C), Ocak – Şubat aylarında tevkif edilen gelir vergilerine ilişkin muhtasar beyannamesini Mart ayının 23’ünde, Mart ayında tevkif edilen gelir vergisine ilişkin muhtasar beyannameyi de, aylık olarak ertesi ayın (23 Nisan’a kadar) 23’üne kadar ancak,  23 Nisan Tatil olması nedeniyle ertesi gün beyan edilmesi gerekecektir.
Ancak, üç aylık dönem ortası olan Şubat ayında, üç ayda bir muhtasar beyanname vermeye ilişkin şartları ihlal eden mükellef (C); Ocak, Şubat ve Mart dönemine ait muhtasar beyannamesini, Nisan ayında vermesi durumunda ise, Ocak ve Şubat ayları için, cezalı tarhiyat yapılacak, Mart ayı için süresinde verildiğinden herhangi bir işlem yapılmayacaktır.
Bu konuda İstanbul Vergi Dairesince verilen bir Özelge’de;
“İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün … vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuzu, muhtasar beyannamelerinizi üç aylık olarak beyan ettiğinizi, Mayıs/2010 dönemine ait Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin onbirinci bendi gereği tevkifat yaptığınızı,  Gelir Vergisi Kanunu’nun 98. maddesi gereği üç aylık dönemler itibariyle verilen muhtasar beyanname verme hakkınızı kaybettiğinizi, Nisan/2010 dönemi yapılan tevkifatların Mayıs/2010 dönemine eklediğinizi belirterek, Nisan/2010 dönemi muhtasar beyannamenizin ne zaman verileceği konusunda Müdürlüğümüz görüşü sorulmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Vergi tevkifatı” başlıklı 94. maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil)nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

2.Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (4369 sayılı Kanunun 81/C-8 maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 01.01.1999)(Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);

  1. b) Diğerlerinden, (2009/14592 B.K.K. ile %20 )

5.a) 70’. maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden,  (2009/14592 BKK ile %20) …” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanun’un 98. maddesinin son fıkrasında, “Ziraî ürün bedelleri üzerinden tevkifat yapanlar hariç olmak üzere, çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10 ve daha az olanlar, 94. maddeye göre yapacakları tevkifatla ilgili muhtasar beyannamelerini, bağlı bulundukları vergi dairesine önceden bildirmek şartıyla her ay yerine Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının yirmiüçüncü günü akşamına kadar verebilirler.” hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan,  bağlı bulunduğunuz … Vergi Dairesi Müdürlüğü ile yapılan yazışma sonucu alınan … tarih ve … sayılı yazıda;  “31.03.2009 tarihinden itibaren … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nden Dairelerine nakil geldiğiniz, gelir stopaj vergisinden mükellefiyetinizin 2009/1-3 dönemi itibariyle üç aylık olarak tesis edildiği,
Dairelerine verdiğiniz 10.06.2010 tarih ve 53718 sayılı dilekçenizde, Mayıs/2010 dönemine ait Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin onbirinci bendi gereği tevkifat yaptığınızı belirtmeniz üzerine, Mayıs/2010 dönemi itibariyle gelir stopaj vergisi mükellefiyetinizin aylığa çevrildiği, Nisan/2010 dönemine ait muhtasar beyannamenizi vermediğiniz ancak Mayıs/2010 dönemine ait verdiğiniz muhtasar beyannamenize Nisan/2010 döneminde yapılan tevkifatları da dahil ettiğiniz belirtilmiştir.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda belirttiğiniz hususlar yukarıda yer alan Kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, üç ayda bir muhtasar beyanname verme hakkını Mayıs ayından itibaren kaybettiğinizden aylık dönemler halinde muhtasar beyanname verilmesine Mayıs ayından itibaren başlanılması gerekmekte olup, Nisan ayına ilişkin tevkifatların da bu ayda verilecek beyannameye dahil edilmesi gerekmektedir.” şeklinde görüş verilmiştir[3]. İdarenin halen mevcut uygulaması örnek 2’de belirtildiği gibi olup, örnek 1’deki uygulama mevzuat hükümlerine aykırıdır.
V- HUZUR HAKKI ÜCRET ÖDEMELERİ ALAN YÖNETİM KURULU BAŞKANI VE ÜYELERİNİN ÜCER AYLIK MUHTASAR VERİLMESİNDEKİ DURUMU
Türk Ticaret Kanunu’nun 144. maddesine göre, ortakların şirketteki hizmetleri dolayısıyla ücret verilebileceği, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesine göre, Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerine ödenen huzur hakkı ödemelerinin ücret olduğu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 238. maddesinde de, işverenlerin her ay için ödedikleri ücretler için ücret bordrosu tutmaya mecbur oldukları ve bu bordroda yer alması gereken bilgilerin neler olduğu belirtilmiştir.
Bu hükümlere göre, yönetim ve denetim kurulu başkan ve üyelerinin hizmet erbabı sayılması, anılan kişilere yapılan ödemelerinde, ücret olarak vergilendirilmesi gerekir. Dolayısıyla; söz konusu kişilere yapılan ödemelerle birlikte diğer çalışan personel toplamının 10 kişiyi aşması halinde, bunlardan tevkif edilen vergilere ilişkin muhtasar beyannamenin her ay itibariyle verilmesi gerekecektir[4].
Ancak, konu ile ilgili olarak Danıştay üçüncü Dairesince; “anılan Kanun’un 61. maddesinde tanımı yapılan işveren statüsünde bulunan yönetim kurulu başkan ve üyelerine yapılan ödemeler, Kanun gereği ücret sayılmakla birlikte, 98. maddede sözü edilen hizmet erbabı olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davacı şirketçe çalıştırılan hizmet erbabı
sayısının ondan daha az olması karşısında muhtasar beyannamenin üç aylık dönemde verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği…” şeklinde karar verilmiştir[5].
VI- YANINDA İŞÇİ ÇALIŞTIRMAYANLARIN TEVKİFATA TABİ DİĞER ÖDEMELER NEDENİYLE MUHTASAR BEYANNAME VERME DURUMU
Yanında hizmet erbabı çalıştırmamakla birlikte, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin 1. bendinde belirtilen ücretlerden tevkif edilen vergiler dışındaki ödemelerle ilgili olarak tevkifat yapmak zorunda olan mükelleflerin (zirai ürün bedelleri üzerinden tevkifat yapanlar hariç), ödemede bulunduğu istihkak sahibi sayısına bakılmaksızın ve önceden de vergi dairesine bildirim de bulunulması halinde, üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname vermeye ilişkin şarttan yararlanmaları mümkün olacaktır[6].
Bu konuda Antalya Vergi Dairesi Başkanlığınca verilen bir Özelge’de;
“İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; … Vergi Dairesi Müdürlüğüne vermiş olduğunuz … tarihli işe başlama dilekçeniz ile muhtasar beyanname dönemini üçer aylık dönemler itibariyle beyan ettiğinizi, ancak anılan vergi dairesinin beyanınızı göz önüne almadan muhtasar beyanname dönemlerinizi aylık olarak açtığını, durumu fark etmeniz üzerine konu ile ilgili olarak vergi dairenize müracaat ettiğinizde, işçi çalıştırmadığınızdan beyanlarınızın aylık dönemlerde verilmesi ve uygulamalarının da bu şekilde olması gerektiğinin bildirildiği belirtilerek, yalnızca kira ödemesinden dolayı muhtasar beyanname vermek zorunda olanların beyannamelerini üçer aylık dönemlerde verip veremeyeceklerine ilişkin olarak Başkanlığımız görüşlerinin istenildiği anlaşılmıştır.
Konu ile ilgili olarak yapılan araştırmada; … Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından düzenlenen … tarih ve … sayılı yoklama fişinin tetkikinden; işyeri kiranızın aylık olarak ödeneceği, işçi çalıştırmayacağınız ve işlerinizde oğlunuzun yardımcı olacağı anlaşılmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 98. maddesinin üçüncü fıkrasında, zirai ürün bedelleri üzerinden tevkifat yapanlar hariç olmak üzere, çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10 ve daha az olanların, 94. maddeye göre yapacakları tevkifatla ilgili muhtasar beyannamelerini, bağlı bulundukları vergi dairelerine önceden bildirmek şartıyla her ay yerine Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının yirmi üçüncü günü akşamına kadar verebilecekleri hükme bağlanmıştır.
Bu hüküm uyarınca zirai ürün bedelleri üzerinden tevkifat yapanlar hariç olmak üzere, çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10 ve daha az olanlar ile hizmet erbabı çalıştırmayanlar yaptıkları tüm ödemeler üzerinden Kanunun 94. maddesine göre yapmak zorunda oldukları vergi tevkifatına ilişkin muhtasar beyannamelerini, tevkifatın kira ödemesine veya diğer ödemelere ilişkin olup olmadığına bakılmaksızın, bağlı bulundukları vergi dairesine önceden bildirmek şartıyla her ay yerine Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının yirmi üçüncü günü akşamına kadar verebilirler.
Dolayısıyla, yalnızca kira ödemesinden dolayı muhtasar beyanname vermek zorunda olan mükelleflerin de bağlı bulundukları vergi dairelerine önceden bildirmek şartıyla, muhtasar beyannamelerini, her ay yerine Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının yirmi üçüncü günü akşamına kadar verebilmeleri mümkün bulunmaktadır.” şeklinde görüş verilmiştir[7].
Örnek-2:
Avukat (B), avukatlık faaliyetinden dolayı serbest meslek sahibi mükellefi olup, yanında hiç işçi çalıştırmamaktadır. Ancak, avukat (B), muhasebecisine ve iş yeri sahibine yaptığı ödemeden dolayı gelir vergisi tevkifatı yapmaktadır.
İşçi çalıştırmayan ancak muhasebecisine ve iş yeri sahibine yaptığı kira ödemelerinden dolayı tevkif ettiği vergilere ilişkin muhtasar beyannamesini, 94. maddesinde belirtilen ve tevkifata konu olan istihkak sayısına bakılmaksızın, önceden vergi dairesine bildirimde bulunmak şartıyla her ay yerine üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyannamesini verebilecektir.
VII- TEVKİFATA TABİ BİR ÖDEMENİN BULUNMAMASI HALİNDE BOŞ MUHTASAR BEYANNAME VERİLİP VERİLMEYECEĞİ
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin birinci fıkrasında tevkifat yapmak zorunda olanlar ile tevkifat kapsamına giren ödemeler sayılmış olup, tevkifatın nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un 96. maddesinde hesaben ödemenin, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade ettiği, 98. maddesinde ise; 94. madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirmi üçüncü günü akşamına kadar ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecbur oldukları, hüküm altına alınmıştır.
Bu itibarla, Gelir Vergisi Kanunu’nda, gelir vergisi tevkifatına tabi nakden veya hesaben ödemesi olmayan mükelleflerin boş da olsa muhtasar beyanname vereceklerine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, tevkifata tabi nakden veya hesaben bir ödemenizin olmaması halinde muhtasar beyanname verme zorunluluğunuz bulunmamaktadır[8].
VIII- BİRDEN FAZLA BULUNAN ŞUBELERİNİN HER BİRİNDE ON KİŞİDEN AZ HİZMET ERBABI ÇALIŞTIRILMASININ ÜÇER AYLIK MUHTASAR VERİLMESİNE ETKİSİ
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 98. maddesinde,  aynı belediye hudutları içinde muhtelif yerlerde yapılan ödeme ve tahakkukları ile bunlara ait vergilerin bir merkezden bildirileceği hükme bağlanmıştır. Yine aynı maddenin birinci fıkrasında, “yapılan ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar” deyiminden de anlaşılması gereken kazanç, ücret, menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarının nakden veya hesaben ödenmesidir. Ödemeden maksat, para ya da ayın olarak yapılan ödemelerin fiilen ödenmesidir. Hesaben ödeme is, kazanç ve iratları istihkak sahibine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemlerdir. Bu nedenle, hesaben ödemede olaya istihkak sahibi açısından bakıldığında söz konusu gelirin, yapılan kayıt veya işlemle istihkak sahibi tarafından takip edilebilir duruma gelmesidir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 62. maddesinde, “işverenler, hizmet erbabını işe alan emir ve talimatlar dâhilinde çalıştırılan gerçek ve tüzel kişilerdir.” denilmiş, anılan Kanunun 61. maddesinde de ücretin tarifi yapılmıştır.
Bu hükme göre, merkez ve şubelerde çalışan işçi sayıları ayrı ayrı dikkate alındığında 10 işçiden az ancak, toplamının dikkate alındığında 10 işçiden fazla olması durumunda, merkez ve taşra şubelerinin işvereni de aynı kişi veya tüzelkişilik şirket olması nedeniyle, bu işverenlerin merkez ve şubelerde çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısının hesabında toplam olarak dikkate alınması gerekir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, aynı belediye sınırları içerisinde bulunan işyerlerinde çalışanlar ile ayrı belediye hudutları veya ayrı illerde çalışan işçilerin sayısının, her bir iş yeri itibariyle on kişiyi geçmemesi durumunda muhtasar beyannamenin üçer aylık dönemler itibariyle, ancak çalışan işçi sayısının on kişiyi geçmesi durumunda ise,  her ay itibariyle fiilen ödemenin yapıldığı yer vergi dairesine verilmesi gerekir.
Özellikle de banka şubelerinde çalışan ve on kişiden az olan hizmet erbabı sayısının hesabında bankaların tüzel kişilik olarak çalıştırdıkları toplam hizmet erbabı sayısının dikkate alınması gerekmektedir. Şu kadar ki, bankaların tüzel kişilik olarak (şubeler dahil) çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10’dan az olamayacağı için, bu işverenlerin her ay muhtasar beyanname vermeleri gerekmektedir[9].
Ancak Danıştay’ca; her bir işyerinde çalışan hizmet erbabı sayısının ayrı ayrı dikkate alınması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir[10].
IX- ÜÇER AYLIK MUHTASAR BEYANNAME VERENLERİN BU BEYANNAMELERİNİ DÖNEM GEÇTİKTEN SONRA VERMELERİ DURUMUNDA
Yukarıda belirtilen şartlar çerçevesinde üçer aylık muhtasar beyanname vermeye ilişkin şarları mevcut olanlardan, öteden beri üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname verenlerin bu beyannamelerini, herhangi bir nedenle (mücbir sebepler hariç) Gelir Vergisi Kanunu’nun 98. maddesinde belirtilen süreler geçtikten sonra vermeleri halinde, üçer aylık dönemlerde tevkif edilen vergilerin toplamı dikkate alınarak re’sen takdire gidilecek ve takdir sonucu tespit edilen matrah üzerinden Vergi Usul ve 6183 sayılı Kanunlara göre cezalı işlem yapılacaktır.
X- BEYANNAME VERME SÜRESİ GELMEMİŞ AYA İLİŞKİN TEVKİF YOLUYLA ALINMIŞ VERGİLERİN, MÜCBİR SEBEP HALİNİN SONA ERDİĞİ AY’I TAKİP EDEN AY’DA TOPLUCA VERİLECEK TEK BEYANNAMEYA DAHİL EDİLİP EDİLMEYECEĞİ
Terör, doğal afet veya çeşitli mücbir sebeplerle beyanname verme süresi uzatılan bölgelerde, devam etmekte bulunan mücbir sebep halinin sona ereceği tarihten önce tevkif edilen vergilere ilişkin muhtasar beyannamenin, yine mücbir sebep halinin sona erdiği tarihten önce (Başka bir ifade ile muhtasar beyannamenin başladığı dönem ile sona erdiği döneme ilişkin, mücbir sebep halinin sona erdiği ayı takip eden Ay’ın 23’ünden önce) beyanname verme süresi henüz gelmemiş olan Ay’a ilişkin tevkif yoluyla alınmış vergilerin,  topluca verilecek tek beyannameye dahil edilmemesi gerekmektedir.
Bu konuda Gelirler Genel Müdürlüğünün Genelgesi’nde; “…193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 98. maddesinin 3. fıkrasına göre muhtasar beyanname verenlerle ilgili olarak 2001 yılı Mayıs ayında yapılan gelir vergisi tevkifatlarının söz konusu tebliğ kapsamında verilecek olan muhtasar beyannameye dahil edilip edilmeyeceği hususunda tereddüde düşüldüğü anlaşılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 98. maddesinin 3. fıkrasında, zirai ürün bedelleri üzerinden tevkifat yapanlar hariç olmak üzere, çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10 ve daha az olanlar, 94. maddeye göre yapacakları tevkifatla ilgili muhtasar beyannamelerini, bağlı bulundukları vergi dairesine önceden bildirmek şartıyla her ay yerine Şubat, Mayıs, Ağustos ve Kasım aylarının 20 nci günü akşamına kadar verebilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, 295 seri No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin IV/B bölümünde, mücbir sebebin vuku bulduğu tarihten önceki vergilendirme dönemi de dahil olmak üzere, mücbir sebep halinin başladığı ve sona erdiği tarihler arasındaki vergilendirme dönemleri için Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca kazanç ve iratlardan yapılan gelir vergisi tevkifatına ilişkin tek bir muhtasar beyanname verileceği, II/B bölümünde ise, bu Tebliğ kapsamında mucbir sebep hali sona eren mükelleflerin, mücbir sebep halinin başladığı 17.08.1999 ve 12.11.1999 tarihleri ile sona erdiği 31.05.2001 tarihi arasında verilmesi gereken muhtasar beyannamelerini 20.06.2001 tarihi mesai saati sonuna kadar verecekleri belirtilmiştir.
Buna göre, üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname veren mükelleflerin, 2001 yılının ikinci üç aylık (Mayıs-Haziran-Temmuz) dönemini kapsayan muhtasar beyannamelerinin 20 Ağustos tarihine kadar verilmesi gerekmekte olup, bu durumda beyanname verme süresi henüz gelmemiş olan Mayıs ayına ilişkin tevkif yoluyla alınmış vergilerin, söz konusu tebliğ kapsamında topluca verilecek tek beyannameye dahil edilmemesi gerekmektedir.” şeklinde görüş verilmiştir[11].
XI- SONUC
Yukarıda yapılan açıklamalara göre;
– Üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname verilebilmesi için, üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname verileceğine ilişkin önceden ilgili vergi dairesine bildirimde bulunulması gerekir.. Ancak muhtasar beyannamenin üç ayda bir verilmesi ile ilgili bildirim konusunda, gerek Gelir Vergisi Kanunu’nda, gerekse Vergi Usul Kanunu’nda herhangi bir hüküm mevcut olmadığından, bu bildirimin şekli herhangi bir dilekçe ile verilebileceği gibi, önceden üçer aylık dönemler halinde verilen muhtasar beyannamenin de, bildirim olarak kabul edilmesi gerekir.
– Hizmet erbabı çalıştırmamakla beraber, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi gereğince tevkifata tabi ödemelerde bulunulması halinde (zirai ürün bedelleri üzerinden tevkifat yapanlar hariç), istihkak sahibi sayısına bakılmaksızın bu mükelleflerin,  önceden de vergi dairesine bildirimde bulunulması halinde, üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname vermeye ilişkin hükmünden yararlanmaları mümkün olacaktır.
– Kira ödemesinden dolayı muhtasar beyanname vermek zorunda olan mükelleflerin  bağlı bulundukları vergi dairelerine önceden bildirmek şartıyla, muhtasar beyannamelerini, her ay yerine Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının yirmi üçüncü günü akşamına kadar verebilmeleri mümkün bulunmaktadır
– Üçer aylık dönemlerde muhtasar beyanname verenler,  üç aylık dönem içinde şartlarını kaybetmeleri halinde bu şartların kaybedildiği ayı takip eden ayın 23. günü akşamına kadar, varsa dönem başındaki ay’da dahil olmak üzere, tevkif yoluyla kesilen vergilerin toplanması suretiyle ilgili vergi dairesine muhtasar beyannameyle beyan edilmesi gerekir.
– Yönetim ve denetim kurulu başkan ve üyeleri hizmet erbabı ve yapılan ödemelerinde ücret olarak sayıldığından, bunlar ile diğer işçi toplamların 10 kişiyi aşması halinde, muhtasar beyannamenin aylık olarak verilecektir.
– Merkez ve şubelerde çalışan işçi sayıları ayrı ayrı dikkate alındığında 10 işçiden az olmakla beraber, toplam işçi sayısının 10 işçiden fazla olması durumunda, merkez ve taşra şubelerinin işvereni aynı kişi veya tüzelkişilik şirket olması nedeniyle, bu işverenlerin merkez ve şubelerde çalıştırdıkları işçi sayısının toplamı dikkate alınacaktır. Buna göre, bu işverenler muhtasar beyannamelerini aylık olarak vermeleri gerekecektir.
– Beyanname verme süresi henüz gelmemiş olan Ay’a ilişkin tevkif yoluyla alınmış vergilerin,  topluca verilecek tek beyannameye dahil edilmemesi gerekmektedir.

E-Yaklaşım / Şubat 2016 / Sayı: 278
*                 Gelir İdaresi Başkanlığı Müdürü
[1]              Dn. 4. D.’nin, 18.06.1987 tarih ve E. 1986/4584, K. 1987/2158 sayılı Kararı.
[2]              MB.’nin 23.05.1988 tarih ve GVK/2-2135-287 sayılı Özelgesi.
[3]              İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının, B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 94-953 sayılı Özelgesi.
[4]              Maliye Bakanlığının; 14.09.1994 tarih ve GEL.0.01.2128 84656 geliş) sayılı Özelgesi.
[5]              Dn. 3. D.’nin, 19.03.1996 tarih ve E. 1995/3621, K. 1996/818 sayılı Kararı. Cavit BİLEN “Yönetim Kurulu Başkanı”
[6]              Maliye Bakanlığının, 13.05.1991 tarih ve GVK/2-2128-23628 sayılı Özelgesi. Ramazan CENK, “Ücretler, Tazminatlar ve Harcırahlar”, Yaklaşım Yayınları, Sayı: 1058.
[7]              Antalya Vergi Dairesi’nin, B.07.1.GİB.4.07.16.01-GVK.2010.78-139 sayılı Özelgesi.
[8]              Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın, 38418978-120[94-13/26]-321 sayılı Özelgesi.
[9]              Maliye Bakanlığı’nın; 11.03.1989 tarih ve GVK/2-2176-234/15789 sayılı Genel Yazısı.
[10]            Gürol ÜREL, “Muhtasar Beyanname”, Diyalog, s.164.
[11]            Gelirler Genel Müdürlüğü’nün, 24.01.2001 tarih ve B.07.0.GEL.0.40/4054-52/28544 sayılı Özelgesi.
Yazarlar : ‘RAMAZAN CENK’

Ev Sahibi Kiraya En Fazla Kaç TL (Yüzde Kaç) Zam Yapabilir? - Kira Artış Oranı

Ev Sahibi Kiraya En Fazla Kaç TL (Yüzde Kaç) Zam Yapabilir? - Kira Artış Oranı




Ev sahibi ile kiracı arasında büyük bir sorun olan kira zammına 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Borçlar Kanunu ile bir standart getirildi.
Kanunun 344. maddesine göre kira artışı TÜİK in açıkladığı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) artış oranını geçmeyecek şekilde belirleniyor. Kira zammı en fazla her ay açıklanan ÜFE oranının 12 aylık ortalaması göre yapılabiliyor.
TÜİK Temmuz ayına ilişkin ÜFE rakamlarını açıkladı. ÜFE 2017 yılı Temmuz  ayında bir önceki aya göre yüzde 0,52, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 7,82, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15, 26 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 9,02 artış gösterdi.
En Fazla Yüzde 8,01 Zam Yapabilecek
Kira zammı ÜFE nin 12 aylık ortalamasına göre belirleniyor. Bu durumda ev sahipleri Temmuz 2017 de en fazla yüzde 8,01 oranında zam yapabilecek.
KİRA ARTIŞ ORANI 2017 Temmuz
Bir örnek ile açıklamak gerekirse;
Kira Bedeli: 1.000 TL
Kira zam oranı: Yüzde 9,98
Zam bedeli: 99,8 TL
Zamlı kira bedeli: 1.099,98 TL olur.

MADDE 344 - Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.
Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.
Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından üretici fiyat endeksindeki artış oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.
Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır.

Kiracının Erken Tahliyesi İhtarname Örneği

Kiracının Erken Tahliyesi İhtarname Örneği




Kiracıların karşılaştığı durumlar arasında erken tahliyede yer alıyor. Ancak, ev sahibi haklı gerekçelerinin olması halinde kiracısının tahliyesini isteyebiliyor.
Ev sahibinin haklı gerekçeleri Borçlar Kanunu’nda açıkça belirtiliyor. Ev sahibinin mesken ihtiyacı var ise, evin el değiştirmesi söz konusu ise ve konutta zorunlu tadilat yapılacaksa bunlar haklı gerekçeler arasında yer alıyor.
Ev sahibinin haklı gerekçeleri aşağıda yer alıyor;
Kiracıya icra takibinin yapılması
  • Kiracı kira parasını ödememişse ve ev sahibi bu konu hakkında bir icra takibinde bulunmuşsa kiracıya ödenmeyen kira tutarının ödenmesi için 30 gün süre veriliyor.
  • Verilen bu süre içerisinde söz konusu miktar ödenmediyse, kiracıdan evin tahliye edilmesi isteniyor.
  • Ev sahibinin mesken ihtiyacının olması
  • Ev sahibi eğer bu konuta ihtiyaç duyuyorsa; aynı belediye sınırları içerisinde başka yani barınabileceği bir konutunun olmaması şartı ile kiracının evin tahliyesi ni isteyebiliyor. Ancak bu ihtiyaç durumunun ispatlanması gerekiyor.
  • Kiraya konu olan evin el değiştirmesi
  • Kira konu olan konutun sahibinin el değiştirmesi halinde, yeni ev sahibinin yine ihtiyacı olması durumunda evin tahliyesini talep edebiliyor. Ancak yeni ev sahibi, 1 ay içerisinde ihtarname çekmezse kontrat yenilenmiş sayılıyor.
Konutta zorunlu tadilat
Söz konusu gayrimenkul için ciddi bir tadilat yapılacaksa yine evin tahliyesi istenebiliyor. Örneğin deprem yönetmeliğine uygun değilse, yıkılma tehlikesi varsa ya da restorasyon yapılacaksa..
İhtar 
Kiracı bir kira dönemi içinde iki defa haklı ihtar almışsa bu da bir diğer tahliye sebebi oluyor.
Yukarıda belirtilen durumlar dışında kiracı da evden faydalanamıyorsa, söz konusu ev yaşamaya elverişli değilse bu durumu ev sahibine belirterek; karşılıklı anlaşarak erken tahliyesini isteyebiliyor.
Ev sahibi yukarıda belirtilen herhangi bir gerekçe ile ihtarname göndererek evin boşaltılması talep edebiliyor. Kira tahliye ihtarnamesi örneği aşağıda yer alıyor. Söz konusu ihtarname ile, ev sahibi hukuki yollarla hem evin tahliyesini hem de kira borçlarını talep edebiliyor.
Kiracı Tahliye İhtarnamesi Örneği..
İHTAR EDEN :……. 
VEKİLLERİ :…….
KARŞI TARAF :…….
KONU :
……………….  kira  bedeli ………………. sının ödenmesi, ödenmediğinde tahliye ve alacak davası açacağımızın ihtarıdır.
AÇIKLAMALAR :
1-Yukarıda isminiz altında açık adresi yazılı bulunan müvekkilimize ait taşınmazda ……. tarihli sözlü kira mukavelesi gereği aylık ……. kira bedeli ile kiracı olarak oturmaktasınız.
2-Her ayın ...... ile ....... arasında Bankaya yatırmanız gereken ……. …….  kira bedelini bu güne kadar yatırmamış bulunmaktasınız.
3-……. ……. kira bedelini ihtarnamenin tebliğinden itibaren 30 (Otuz) gün içinde ödemeniz, ödemediğiniz taktirde Borçlar Kanunu 260 maddesi gereğince hakkınızda alacak ve tahliye davası açacağımızı yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tarafınıza yükletileceğini ihtaren bildiririz.
 
İSTEM SONUCU :
İş bu ihtarnamenin tarafınıza tebliğinden itibaren otuz gün içinde ……. ……. kira bedelini ödemeniz, ödemediğiniz taktirde hakkınızda temerrüt nedeniyle tahliye ve alacak davası açacağımızı ihtaren bildiririz.
İHTAR EDEN VEKİLİ
…….
SAYIN NOTER   : 
Üç nüshadan ibaret iş bu ihtarnamenin bir suretinin karşı tarafa tebliğini, tebliğ şerhi taşıyan bir suretinin tarafıma verilmesini, diğer suretinin dairenizde saklanmasını saygılarımla talep  ederim.
 
İHTAR EDEN VEKİLİ

…….

Kat Mülkiyeti Tapusu İçin Yapılacak İşlemler

Kat Mülkiyeti Tapusu İçin Yapılacak İşlemler




Kat mülkiyetine geçiş tapuda bir düzeltme işlemi
- Kat irtifaklı tapudan kat mülkiyetli tapuya geçiş, aslında tapu kütüğünde gerçekleştirilen küçük bir düzeltme işlemi... Kat irtifakı alındığında, tapu dairesindeki kat mülkiyeti kütüğünde “tapunun cinsi” kısmı “arsa” olarak belirtiliyor. İskan ruhsatı alınır alınmaz, ilgili kısım “arsa” yerine “bina” olarak değiştirilerek kat mülkiyeti tapusu elde edilmiş oluyor. Bunun için belediyelerin iskan ruhsatı vermeye karar verdiğinde, bunu bildiren yazıyı tapu kadastroya göndermesi ve tapu müdürlüğünün gerekli düzeltmeyi yapması yeterli oluyor.

Müteahhitler faaliyetteyse ev sahibi hiçbir şey yapmıyor
Aslında kat mülkiyetine geçişin ilk ve tek muhattabı müteahhit firmalar... Tüm prosedürler, iskan ruhsatı masrafları ve başvuruların müteahhit firmaca yapılması gerekiyor. Yani müteahhiti halihazırda faaliyet gösteren binalarda oturan ev sahiplerinin herhangi bir yükümlülüğü bulunmuyor. Ancak binaların müteahhiti ölmüşse, iflas etmiş ve faaliyeti sona ermişse, iskan ruhsatını almak, eğer alınamazsa para cezasını ödemek tamamen ev sahiplerine kalıyor. Bu durumda mağdur duruma düşen ev sahipleri, kat mülkiyetine geçiş için başvuruları bireysel olarak değil, bina bazında yapmak zorunda. Dolayısıyla işlemleri yapmak için binada oturanlar ya içlerinden birini temsilci olarak seçiyor ya da bir tapu emlak müşaviri veya gayrimenkul danışmanı aracılığıyla işlerin takibini yapabiliyor.


PEKİ MÜTEAHHİT YOKSA VATANDAŞLAR NE YAPACAK?
1-İskan ruhsatı varsa ama ihmal nedeniyle kat mülkiyetine geçilmemişse
- İskan ruhsatı olan bir binada oturan ev sahipleri, içlerinden temsilci seçtikleri bir vekiline veya anlaştıkları bir tapu emlak müşavirine bina iskan ruhsatlarını verecek.
- İlgili yetkili, belediyeye giderek bu ruhsatları sunacak. Belediye, tapu kadastroya iskan ruhsatının verilmesi gerektiğini belirten bir yazı yazacak.

- Bina temsilcisi ilgili yazıyı tapu kadastroya vererek, binayı tapu haritasına işletecek.
- Temsilci, bu işlemin ardından tapu müdürlüğüne giderek kat mülkiyeti kütüğünde “tapunun cinsi” kısmını “arsa”dan “bina”ya çevirterek kat mülkiyeti tapusunu alacak.
- Her aşama vatandaşa döner sermaye ücreti olarak geri dönecek. Her aşamada vatandaşın cebinden çıkacak tutar 350 liranın altında olmayacak.

- Vatandaşlar, bu işlemi daha önce 28 Kasım olarak belirtilen, yeni tasarıda ise planlanan 2 yıllık ek süre zarfında gerçekleştirmezse 1.000 lira ceza ödeyecek. Ancak 1.000 liranın tek bir seferlik mi yoksa her yıl mı alınacağı henüz netleştirilmedi.

2-Binanın iskan ruhsatı hiç alınmamışsa
- Şayet binanın iskan ruhsatı yoksa ve müteahhite ulaşılamıyorsa, binanın malikleri toplanarak içlerinden bir temsilci seçecek veya bir tapu emlak müşavirlik firmasını yetkilendirecek. Ancak “Belgeler müteahhitte, bu yüzden müteahhitini bulamayan iskan ruhsatını kesinlikle alamayacak ve ceza ödeyecek” diye bir durum söz konusu olmayacak.
- Temsilci belediyeye başvurduğunda, belediye vatandaştan bir belge talep etmeyecek. Belediye, projeye iskan ruhsatı verilip verilemeyeceğini elindeki binaya ait yapı denetim raporları ve proje aslını inceleyerek karar verecek. Eğer bina, projesindeki imar şartlarını taşıyorsa veya deprem yönetmeliğine uygunsa, belediye “iskan ruhsatı verilebilir” diyerek normal şartlar altında müteahhitten temin etmesi gereken belgeleri tek tek ilgili kurumlara yazı yazarak alacak.

- Bu kapsamda belediye, vergi dairesinden bina harçlarının yatırılıp yatırılmadığını, SSK’dan sigorta primlerinin ödenip ödenmediğini, İSKİ’den su kaçağı bulunup bulunmadığını, itfaiyeden ve TEDAŞ’tan yangın ve elektrik sistemlerinde bir sorun olup olmadığını, çevre ve sağlık müdürlüklerinden binanın sağlık ve çevreye uygunluğunun olup olmadığını öğrenecek. Ardından olumlu yanıt aldıktan sonra tapu müdürlükleriyle koordinasyon kurup iskan ruhsatı verebilecek. Ancak belediye ile bu kurumlar arasında geçecek yazışmalar hem birkaç ayı alacak, hem de bu aşamalarda müteahhitin atladığı her borç ve eksik işlem, vatandaştan temin edilecek. Yani, vatandaşlar sonunda iskan ruhsatını alsalar da, ruhsat almadıklarında ödeyecekleri cezanın en az 5 katı bir maliyetle ve zaman kaybıyla karşılaşabilecek.

3-Binaya iskan ruhsatı verilemezse
Temsilci belediyeye başvurduğunda projeyle ilgili gerekli incelemeleri yapan belediye, bu kez binanın projede belirtildiği gibi gerekli imar şartlarını taşımadığı veya deprem yönetmeliğine uygun olmadığı hükmüne vararak iskan ruhsatı veremeyeceğine karar verirse, o zaman ortada müteahhit olmadığı için ev sahipleri 1.000 lira ceza ödeyecek. Ancak vatandaşlar bu cezayı ödeseler de iskan ruhsatı alıp kat mülkiyetine geçmek zorunluluğu ortadan kalkmıyor. Binayı yıkıp yeniden imara uygun şekilde getirmek de artık imkansız olduğu için, sistem burada tıkanıyor. Bu nedenle sektörün beklentisi de yeni tasarıda bu tür durumlar için “iskan affı”nın getirilmesi...

Neden kat mülkiyeti tapusu isteniyor?
Müteahhİtler inşaata başlamadan önce “arsadan yararlanma hakkı”nı ifade eden kat irtifakı tapusunu alıyor. İnşaat bittiğinde ise müteahhitlerin, binaların projenin aslına uygun olduğunu gösteren iskan ruhsatlarını almaları gerekiyor. İskan ruhsatını aldıklarında ise kat irtifakı kat mülkiyeti tapusuna çevriliyor. Ancak bu durumda alınan emlak vergisi yaklaşık 7 kat artıyor. Örneğin kat irtifaklı tapuda 20 bin lira gözüken bir yerin binde iki oranında emlak vergisi 40 lira iken, kat mülkiyetli tapulu bir gayrimenkul olduğunda evin değeri 150 bin liraya, emlak vergisi de 300 liraya yükseliyor. Yeni kanunla amaçlanan da bu yolla daha yüksek emlak vergilerinin alınabilmesi...

Müteahhit plana uymadığı için iskan ruhsatı almıyor

KAT mülkiyeti tapusuyla daha yüksek emlak vergisi ödeyecek olmak, müteahhitleri iskan ruhsatı almaktan alıkoyuyor. Ancak Türkiye’de asıl büyük sorun, inşaat firmalarının pek çoğunun belediyeye onaylattığı projelere aykırı imar planları uygulaması. Örneğin firmalar ya plandakinden daha büyük metrekarelerde daireler yapıyor ya da ortak kullanım yerleri olarak projelendirdiği yerleri gerçekte satışa yönelik bölümler olarak gösteriyor. Bu nedenle belediyeden iskan ruhsatı almayan müteahhitler sadece kat irtifakı tapusu ile projesini bitirip daireleri satıyor. Belediyelerse bu binaların iskan ruhsatı olup olmamasını denetlemeden elektrik, su gibi tüm altyapı hizmetlerini götürüyor.

Bina Görevlisi (Kapıcı) İş Sözleşmesi ve Görevleri

Bina Görevlisi (Kapıcı) İş Sözleşmesi ve Görevleri




Kapıcısı olan taşınmazlarda, kapıcının hangi koşullarda, ne kadar maaş ile çalışacağının net bir şekilde belirlenmesi ve bunun resmi bir belgeye dökülmesi gerekiyor. Resmi bir belge niteliği taşıyan bu belgeye kapıcı iş sözleşmesi deniyor.
Kapıcı ile yapılan iş sözleşmesinde; iş sözleşmesinin türü ve çalışma biçimi ile işveren ve işyeri adı ve adresi, kapıcının kimliği, işe başlama tarihi, yapacağı işler, temel ücreti ve varsa ücret ekleri, ücret ödeme şekli ve zamanı, çalışma süresi ve ara dinlenmesi, varsa özel hükümler, düzenleme tarihi ve tarafların imzası hususlarının bulunması gerekiyor.
Kapıcı ile yapılan iş sözleşmesinin bir kısmı konut kapıcıları yönetmeliğine veya başka mevzuata aykırı ise sözleşme tümden geçersizliğini kaybetmiyor. Bu durumda sözleşmedeki aykırı hükümler geçersiz oluyor. Geçersiz olan hükümlerin yerini mevzuatta ki hükümler alıyor.
 
Kapıcının Görevleri;
  • Yöneticinin talimatı doğrultusunda konutun kaloriferini zamanında yakmak ısıyı ayarlamak ve söndürmek,
  • Hidrofor ve benzeri araçları çalıştırmak,
  • Anataşınmazın ortak yerlerini ve tesislerini temiz bulundurmak, demirbaşlarını, araç ve gereçlerini, düzenli, bakımlı ve işler şekilde tutmak,
  • Kendisine ayrılan konutu başka amaçlarla kullanmamak, konutu korumak, kendisi veya ailesinden birisinin konuta vereceği zarar ve hasarları karşılamak,
  • Yöneticinin talimatı çerçevesinde konutun güvenliğini sağlayıcı önlemleri almak,
  • Belirlenen saatlerde servis hizmetlerini görmek, çöpleri toplamak, bahçe düzenlemesi ve bakımını yapmak,
  • Verilen eğitimlere uygun davranmak ve koruyucu malzemeyi kullanmak,
  • İş veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen diğer görevleri yerine getirmek.
Kapıcı iş sözleşmesini birçok sebeple sonlandırılabiliyor. Kapıcı belirtilen sebeplerle iş sözleşmesini sonlandırırsa kıdem tazminatı alabiliyor. Kapıcı iş sözleşmesini haklı sebeple 6 işgünü içerisinde sonlandırabiliyor. Kapıcı iş sözleşmesi örneği aşağıda yer alıyor.

Kapıcı İş Sözleşmesi Örneği

Kapıcı iş sözleşmesinde yer alması gereken maddeler ve açıklamaları aşağıdaki gibidir;

  • İŞVEREN : Apartman bağımsız daire malikleri ad ve soyadları
  • YÖNETİCİ : Kat malikleri adına yönetici adı ve soyadı
  • İŞYERİ : Apartman veya Bina adı
  • ADRESİ  : Sözleşmeye konu olan yapının (bina veya apartman) açık adresi


  • BİNA GÖREVLİSİ : Bina görevlisinin adı ve soyadı
  • DOĞUM TARİHİ : Bina görevlisinin doğum tarihi
  • BABA ADI : Bina görevlisinin baba adı
  • ADRESİ Bina görevlisinin açık adresi


  • YAPILACAK İŞ : Kapıcı;kat maliklerinin birlikte konut olarak kullandıkları gayrimenkulün müşterek yerlerinin,müştemilatının temizliğini yapmak,ortak yerlerin genel anlamda gözetimini sağlamak, çöpleri toplamak,kış aylarında kaloriferi yakmak, bahçenin bakım ve sulama işlerini yapmakla görevlidir.
  • İŞE BAŞLAMA TARİHİ : Görevlinin işe başlama tarihi
  • SÖZLEŞMENİN SÜRESİ : Görevli ile yapılan sözleşmenin süresi
  • ÖDENECEK ÜCRET : Görevli için ödenecek olan aylık ücret tutarı 
  • ÜCRET ÖDEME ZAMANI : Görevli için her ay ödenecek ücretin günü
  • KAPICI KONUTU : Kapıcı; kapıcı dairesine kira ödemeden oturacaktır.
  • KAPICI KONUTUNUN ELEKTRİK-SU GİDERİ : Depozitoları ilgili idarelere kapıcı tarafından yatırılarak,elektrik ve su giderleri kendisi tarafından ödenecektir.
  • ÇALIŞMA SAATLERİ : Günde 7,5 haftada 45 saat çalışılacaktır.
  • ÇALIŞMA ALANLARI : Bina görevlisinin çalışma saatleri içerisinde çalışma alanları belirlenir. (Bina içi, bahçesi ve çevresi vs. gibi).
  • YAZ AYLARINDA : 07.30 – 10.30 (3 saat çalışma) 10.30 – 14.00 (Ara dinlenmesi *) 14.00 – 15.30 (1,5 saat çalışma) 15.30 – 17.00 (Ara dinlenmesi *) 17.00 – 20.00 (3 saat çalışma)
  • KIŞ AYLARINDA : 06.00 – 10.00 (4 Saat çalışma) 10.00 – 11.30 (Ara dinlenmesi *) 11.30 – 12.30 (1 saat çalışma) 12.30 – 17.00 (Ara dinlenmesi *) 17.00 – 19.00 (2 saat çalışma) 19.00 – 22.30 (Ara dinlenmesi) 22.30 – 23.00 (0,5 saat çalışma)
  • HAFTA TATİLİ : Kapıcının haftalık tatil kullanacağı gün yazılır.
  • GENEL TATİL : Kapıcı genel tatillerde çalışır,ancak bu günlerin ücreti % 100 zamlı ödenir.
  • YILLIK İZİN : Kapıcı,1475 sayılı iş kanununda belirtilen süre dahilinde yöneticinin belirteceği tarihte yıllık ücretli izin kullanır.
  • DENEME SÜRESİ : İşe başlama tarihinden itibaren 1 aydır.
  • ÖZEL ŞARTLAR : …………………..(Kapıcının hafta tatili,yıllık izini, maazeret izini gibi hususlarla; raporlu ve yıllık izinli,maazeret izinli olduğu sürelerde kapıcılık hizmetinin nasıl temin edileceği; bu hizmetin dışarıdan geçici işçi temin edilerek mi veya gider makbuzu tanzim edilerek kapıcının eşine veya 18 yaşını bitirmiş çocuğu varsa ona mı gördürüleceği gibi konuların sözleşmede belirtilmesinde yarar vardır.)
  • SÖZLEŞME TARİHİ  : …………………………………… İşbu kapıcılık sözleşmesinde yer almayan hususlarda 1475 sayılı iş kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri uygulanacaktır. ……./……../…………..tarihinde yukarıdaki şartlarla tanzim edilen sözleşme taraflarca okundu imzalandı.

    YÖNETİCİ 

    İmza

    GÖREVLİ

    İmza


* Kapıcı,iş saatlerinden sayılmayan ara dinlenmelerinde tamamen serbesttir.Kapıcı,ara dinlenmelerinde kat malikleri veya yerlerine kaim kişilere hizmet görmek zorunda değildir Buna rağmen kendiliğinden böyle bir çalışmada bulunduğu takdirde fazla mesai yaptığını iddia edemez. Kat malikleri kurulu veya onlar adına yönetici;yukarıda belirtilen çalışma saatlerinin başlama ve bitme zamanlarını bir hafta önce bildirmek kaydıyla değiştirebilir.

Apartman ve Sitelerin Tutmak Zorunda Olduğu Defterler Nelerdir?

Apartman ve Sitelerin Tutmak Zorunda Olduğu Defterler Nelerdir?




1. Vergi Kanunları Açısından
Vergi Usul Kanununun 182. ve izleyen maddelerinde bilanço esasına göre tutulması gereken defterler, 193. maddesinde ise işletme hesabı esasına göre tutulması gereken defterler düzenlenmiştir.
Apartman ve siteler yukarıda sayılan defter tutma esaslarından herhangi birine tabi olmadıklarından vergi hukuku açısından defter tutmakla yükümlü değildirler.
Ancak kurumlar vergisi mükellefi olan kooperatiflerde durum farklılaşmaktadır. Kurumlar vergisi mükellefi olan bir kooperatif tarafından idare edilen apartman ve site yönetiminin defter tutması gereklidir. Kooperatiflerin tutmak zorunda oldukları defterler aşağıda açıklanmıştır :
Yevmiye Defteri,
Defteri Kebir,
Envanter ve Bilanço Defteri,
Karar Defterleri (Genel Kurul Karar Defteri Yönetim Kurulu Karar Defteri),
Ortaklar Defteri,

2. Kat Mülkiyeti Kanunu Açısından
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda defter tutma mükellefiyeti 32 ve 41. maddelerde yer almaktadır.
a) Karar Defteri (Kat Malikleri Kurulu Defteri)
Kanunun "Kararlar" başlıklı 32. maddesinde "Kat malikleri kurulu kararları, (1) den başlayıp sırayla giden sayfa numaraları taşıyan her sayfası noter mührüyle tasdikli bir deftere yazılarak toplantıda bulunan bütün kat maliklerince imzalanır. Karara aykırı oy verenler bu aykırılığın sebebini belirterek imza koyarlar" denilerek "Karar Defteri" tutma mükellefiyeti düzenlenmiştir.
b) Gelir-Gider Defteri
Kat Mülkiyeti Kanununda bu isim altında bir defter düzenlenmemekle beraber gelir ve giderlerin net bir şekilde izlenebilmesi adına uygulamada bu isim altında defter de tutulmaktadır. Bu defterinde noter onaylı olması ve kapanış tasdikine tabi tutulması şarttır.
Yöneticiler gelirleri (aidatlar) ve giderleri doğru bir şekilde bu deftere kaydetmeli, kaydettikleri işlemlere yönelik fatura vb. evrakları da mutlaka muhafaza etmelidir. Giderlerde fatura alınması tercih edilmeli, yazar kasa fişlerinin ise arkalarına ne için harcama yapıldığı kaydedilmelidir. Bir hizmet karşılığında bir bedel (ücret vb.) ödeme yapılıyorsa, ödemeyi yapana mutlaka ilgili belgeler (gider makbuzu, gider pusulası) imzalattırılmalıdır.
Aidatlar toplanırken, kat maliklerinin bir listesinin yapılması, önce bu listeye göre tahsilatın gerçekleştirilmesi, ödeme alınırken (aidat toplanırken) ya da toplandıktan çok kısa bir süre sonra gelir makbuzunun da düzenlenmesine özen gösterilmelidir. Aidatların banka aracılığı ile tahsil edilmesi de mümkündür. Ya da toplanan aidatların topluca bankaya yatırılmak istenebilir. Bu durumda mutlaka apartman ya da site yönetimi adına hesap açılmalı, ancak sevk ve idaresi yöneticiye verilen bir hesap açılmalıdır. Bu tür hesaplar bankalarca uygulamada açılabilmektedir.
c) Denetim Defteri
Kanunun "Yönetimin Denetlenmesi" başlıklı 41. maddesinde ise "Denetçiler bu raporu ve verecekleri kararları ve gerekli gördükleri diğer hususları, (1) den başlayıp sıra ile giden sayfa numaralan taşıyan ve her sayfası noter mührüyle tasdikli bir deftere geçirip tarih koyarak altını imza ederler." denilerek "Denetim Defteri" tutma mükellefiyeti düzenlenmiştir.
d) Belge Muhafaza Yükümlülüğü
Kanunun "Defter Tutulması ve Belgelerin Saklanması" başlıklı 36. maddesinde "Yönetici, kat malikleri kurulunun kararlarını, protokolleri, yapılan ihtar ve tebligatın özetini ve tarihlerini ve bütün giderleri, 32. maddede sözü geçen deftere tarih sırasıyla yazmaya ve bu defteri ve giderlerin belgeleriyle diğer bütün belgeleri bir dosya da saklamaya mecburdur.
e) Defterlerin Kapanış Tasdiki Zorunluluğu
Karar defterinin her takvim yılının bitmesinden başlayarak bir ay içinde yönetici tarafından notere kapattırılması mecburidir. Bu maddede yazılı görevleri yerine getirmeyen yöneticiye 33. maddenin son fıkrasında yazılı cezalar uygulanır" denilerek gelir ve giderlerin kaydedileceği defterin "Karar Defteri" olduğu belirlenmiş ve bu mükellefiyetlere aykırı fiillerin cezası da belirlenmiştir. 33. maddenin son fıkrasında "Tespit edilen süre içinde hâkimin kararını yerine getirmeyenlerden, aynı mahkemece para cezası alınmasına kesin olarak hükmolunur; yirmibeşinci madde hükmü mahfuzdur" hükmü ile de ceza miktarı tespit edilmiştir. İşletme defteri tutulursa onun da her takvim yılının bitmesinden başlayarak bir ay içinde yönetici tarafından notere kapattırılması mecburidir.
3. SGK Mevzuatı Açısından Yükümlülükler
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 4. maddesinin (ğ) maddesine göre sigortalı olanların işlerini yaptıkları işyerlerinin sahibi veya kullanıcısı olan gerçek ya da tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları "işyeri sahibi" olarak nitelenmektedir. Bu hükümle apartman ve site yönetimleri eleman çalıştırdıklarında kendiliğinden işyeri sahibi niteliğini haiz olmaktadırlar.
Yönetmeliğin 11/2a hükmü uyarınca apartman ve site yönetimleri sigortalı olarak çalıştırmaya başladıkları elemanlarını, çalışmaya başladıkları tarihten önce Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirmekle yükümlüdürler. Çalışmaya son verdiklerinde ise (hizmet sözleşmesinin feshi durumunda) 10 gün içinde bildirim yapacaklardır.
Yönetmeliğin 27. maddesine göre sigortalı çalıştıran apartman ve site yönetimleri "işyeri bildirgesini Sosyal Sigortalar Kurumuna esigorta ile göndermek zorundadırlar. İlk defa eleman alımında henüz e-sigorta yoluyla işlem yapılması için gerekli veriler oluşturulmamış olduğundan (şifre vb.) bildirge elden verilir veya posta yoluyla gönderilir. Yönetmeliğin 29. maddesine göre işyeri bildirgesi ile beraber apartman ve sitenin bulunduğu yerin adresini gösterir yerleşim belgesini (ikametgah), apartman ve site yöneticisinin yetkilendirildiği karar defteri sayfasının örneği gerekirse imza sirküleri de verilecektir.
Yönetmeliğin 35. maddesi uyarınca apartman ve site yönetimleri çalışanlarının bir iş kazası geçirmesi durumunda 3 iş günü içinde bildirim yapmakla yükümlü tutulmuşlardır. Peki bildirim yapılmasa ne olur, bu durumda bildirimin Sosyal Sigortalar Kurumuna yapıldığı tarihe kadar sigortalıya ödenecek "geçici iş göremezlik ödeneği" apartman ve site yönetiminden tahsil edilecektir.
Yönetmeliğin 107. maddesine göre apartman ve site yönetimleri işyeri ile ilgili tüm defter ve belgeleri, istenilmesi hâlinde ibraz edilmek üzere ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak 10 yıl süreyle saklamak zorundadırlar. Örneğin 2011 yılına ait defterler, 2012 yılından (2012 birinci yıl sayılmak üzere) itibaren 2021 yılının sonuna kadar muhafaza edilecektir.
Apartman ve site yönetimlerinin tutmuş oldukları noter onaylı defterler (karar, gelirgider, denetim) SGK uygulamalarında da geçerli defterler arasındadır. Diğer yandan gider belgeleri de defterleri tevsik eden belgeler olarak düzenlenmesi ve ibraz edilmesi gereken belgelerdir. Ücretlerin, ücret tediye bordrosu düzenlenerek tevsik edilmesi genel kural olsa da görüldüğü gibi Kat Mülkiyeti Kanunu bu yönde bir zorunluluk getirmemiş ve gelir ve gider belgelerinin düzenlenmesi ve saklanmasını düzenlemiştir. Uygulamada yöneticilerin gider makbuzu ile ödeme yaptıkları görülmektedir. Bu durumda, gider makbuzlarında asgari olarak sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançların kesin olarak tespitine imkan verecek şu bilgilerin yer alması gerekmektedir:
İlişkin olduğu ay,
Ücretlinin adı, soyadı,
Ücret ödenen gün sayısı (ücret aylık olarak ödenmiş ise gün sayısı 30 gündür),
Ödenen ücret tutarı,

Ücretin alındığına dair ücretlinin imzası.

Bina Görevlisi (Kapıcı) Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Bina Görevlisi (Kapıcı) Hakkında Bilinmesi Gerekenler




Bina görevlisi hastalanırsa vizite kağıdını kim verir?
Apartman yöneticisi hazırlamak zorundadır.
Bina görevlisi iş kazası geçirmesi durumunda yöneticinin sorumlulukları nelerdir?
İş kazası uğrayan bina görevlisi SGK el konuluncaya kadar gerekli bütün sağlık yardımlarını yapmakla yükümlüdür. Yol paraları dahil belgelendiği takdirde SGK dan geri alınabilir. SGKya kazadan itibaren 2 gün içinde "Haber verme kağıdı" ile bildirmeyen apartman yöneticisi yapmış olduğu harcamalarını alamaz.
Bina görevlisinin sendikalı olması engellenebilir mi?
Bina görevlisi sendikaya üye olma hakkına sahiptir. Kimse bina görevlisini sendika üyeliğine ve sendikaya üye olmamaya zorlayamaz.
Bina görevlisi ne zaman emekli olur?
SGK.Md.60 taki şartlar yerine gelince emekli olabilir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı nedir?
İş Kazası : Bina görevlisinin geçirdiği her kaza iş kazası sayılmaz. İş kazası sayılabilmesi için apartman yöneticisinin emir ve talimatı altında bulunduğu sürece, hizmet akdine göre görevini yerine getiriken olması gerekir. 
Meslek Hastalığı : Sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre (506 sayılı SSK.Md 11/A) tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütülme şartlarından dolayı uğradığı geçici,veya sürekli hastalık veya ruh arıza halidir.
İş kazası veya meslek hastalığından dolayı tazminat istenebilir mi?
Bina görevlisi iş kazası ve meslek hastalıkları nedeni ile maddi ve manevi tazminat isteme hakkına sahiptir. 

Bina görevlisinin ücreti nereden ödenir?
Bina görevlisinin ücreti apartman genel giderlerinden karşılanır. Apartman aidatlarının yeterli miktarda toplanıp toplanmamasına bakılmaksızın ödenmesi zorunludur.

Yönetici bina görevlisinin ücretini zamanında ödemediği takdirde ne olur?
Para cezasına çarptırılır ve kapıcının bildirimsiz sözleşmeyi fesih tazminat talebi hakkı doğar.

Ücret alacaklarına ilişkin davalar ne zaman açılır?
Alacağın tahakkukundan 5 yıl içinde açılmak zorundadır.
- Bina görevlisinin ücretinin tam olarak ödendiğinin ispatı apartman yöneticisine aittir.

Bina Görevlisini Ne Kadar Çalıştırabilirsiniz?
İş süresi,haftada en çok 45 saattir. Bu süre haftada 6 iş günü çalışılan işlerde günde 7,5 saati geçmemek üzere ve cumartesi günleri kısmen veya tamamen tatil eden işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır.
Bu süreyi aşan çalışmalar, kural olarak "fazla çalışma ücreti"ni gerektirir ve ödenmesi gerekir.

Fazla Çalışma Ücreti
Günlük çalışma süresinin dışında fazla çalışma yapılabilir, ancak;
  1. Fazla çalışma süresi günde 3 saati geçemez.
  2. Fazla çalışma yapılacak günlerin toplamı 1 yılda 90 iş gününden fazla olamaz.
  3. Her 1 saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.
  4. Fazla saatlerde çalıştırmak için işçinin (kapıcının) muvafakatinin alınması gerekir.
** Taraflar anlaşırsa % 50 nin üzerinde fazla mesai ödenebilir ama taraflar %50 nin altında anlaşamaz.
** Cumartesi günü iş günüdür.

Hamile Olan Bina Görevlisinin Özel Durumu
İş Kanunu Madde 70 e göre doğumdan önce 6 sonra 6 olmak üzere 12 haftalık sürede çalıştırılmaları yasaktır. Ancak isterse 6 aya kadar ücretsiz izin verilir ve bu süre ücretli izin hesabında dikkate alınmaz.

Dini Bayramlar Kaç Gündür?
Ramazan Bayramı: Arefe günü saat 13:00 te başlar ve 3.5 gündür.
Kurban Bayramı: Arefe günü saat 13:00 te başlar ve 4.5 gündür.

Ara Dinlenmesi
  • 1 Saatten daha kısa süreli işlerde 15 dakika
  • 1 Saatten fazla 7.5 saatten az işlerde 30 dakika
  • 7.5 saatten fazla işlerde 1 saattir.
Ara Dinlenmeler Zorunlu Mu?
Evet ara dinlenmeler zorunlu olup dinlenmeler çalışma süresinden sayılamaz.

Yıllık Ücretli İzin
İş kanunu kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere "yıllık ücretli izin hakkı" tanınmıştır.
Yıllık ücretli izin hakkını kazanabilmek için, o işyerinde, deneme süreside içinde olmak üzere en az 1 yıl çalışmış olmak gerekir.
Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.
Yıllık Ücretli İzin Kaç Gündür ?
Hizmet süresi:
  1. 1 yıldan 5 yıla kadar olanlara yılda 12 gün.
  2. 5 yıldan fazla ve 15 yıldan az olanlara yılda 18 gün.
  3. 15 yıl ve daha fazla olanlara yılda 24 gün,yıllık ücretli izin verilir.
  4. 18 ve daha küçük yaştaki işçilere verilecek "yıllık ücretli izin" 18 günden az olamaz.
Bu süreler sözleşme ile arttırılabilir.
Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında; izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.
İş kanununa tabi olanlar, sözleşmelerine "yıllık ücretli izin haklarından vazgeçtiklerine" dair bir hüküm koyamazlar.
Yıllık ücretli izine ilişkin ücret ne zaman ödenir?
Bina görevlisinin izne başlamasından önce peşin veya avans olarak ödenir.
Bina görevlisi yıllık ücretli iznini kullanırken başka yerde çalışabilir mi?
Hayır çalışamaz. Ücret karşılığı bir işte çalıştığı anlaşılırsa, bu izin süresi için kendisine ödenen ücret apartman yönetimi tarafından geri alınabilir veya sözleşmesi feshedilebilir.
Yıllık Ücretli izin hesabında bayramlar ne olur?
Yıllık Ücretli izin hesabında bayramlar ,hafta tatili, genel tatil günleri , izin süresinden sayılmaz.
Bina görevlisi, yıllık ücretli iznini kullanırken, yerine bakacak birini bulmak zorunda mıdır ?
Bu konuda iş sözleşmesine bakılır. Sözleşmede yerine birini bulacağına dair bir hüküm yoksa yerine bakacak birini bulmak zorunda değildir.
Dikkat! İzinde olan kapıcının yerine bakanın ücretini apartman yönetimi tarafından öder.
Bina görevlisi, hak ettiği halde, yıllık ücretli iznini kullanmadan iş akdi feshedilmişse ne olur?
Akdin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden yıllık ücretli izin ücreti ödenir.
Bina görevlisi izin süresini başka bir yerde geçirmek isterse yol izni verilir mi?
7 güne kadar ücretsiz izin vermek zaruridir. (İş K. Md.52)
Yıllık İzin Bölünebilir mi?
Yönetici tarafından bölünemez. Ancak taraflar anlaşarak bir bölümü 12 günden az olmamak üzere bölünebilir bu durumda her iki parça içinde yönetici 7şer gün yol izni vermeye mecbur tutulamaz.
Hesap Pusulası
Ücret öderken sadece bordro imzalatmanız yeterli değildir. Kapıcı ile yönetici arasındaki para-hizmet ilişkisine bakacak olursak;
Kapıcının Alacakları;
  1. Aylık Ücreti Brüt Ücreti
  2. Fazla mesaileri
  3. Sözleşmeden doğan Ayni veya nakdi yardımlar.
Kapıcının Borçları;
  1. Binaya verdiği zararlar (örneğin; çocuğunun sokak kapı camını kırması veya oturduğu daireye verdiği zararlar)
  2. Yönetici tarafından verilen cezalar
  3. Brüt Ücretinden yasal kesintiler
İşte bu nedenler ile İş Kanununun md 31 e göre apartman yöneticisi (İşveren) her ödemede, ücret hesabını gösterir imzalı bir pusula vermek zorundadır.

Ücretten zarar karşılığı kesinti yapılabilir mi?

Yapılabilir bu kapıcının 10 günlük ücretinden fazla olamaz ve 10 haftada eşit taksitler halinde kesilir.


Not: Burada yazılanlar bilgilendirme amaçlı olup resmi işlemlerde belge olarak sunulamaz. İlgili kanun kayıtları esas alınır.