Apartman Görevlisinin Kıdem Tazminatını Kamu Konutu Oturanı mı Yoksa Malik mi Ödeyecek?
Yazar: Tayfun
ŞAHİN*
I- GİRİŞ
Yaygın olarak “Kapıcı”
adıyla bilinen ve apartman ve site yaşamının yaygınlaşmasıyla güvenlik, gözetim,
temizlik, teknik işler ve bahçe bakımı gibi birçok farklı hizmeti kapsayan
faaliyeti yerine getiren apartman görevlileri, yaşamımızın ayrılmaz parçası
haline gelmiştir. Her gün karşılaştığımız ve yaşantımızı kolaylaştıran bu
görevlilerin çalışma şekli ve maliyetinin paylaşılması kadar, işten çıkarılması
durumunda ödenecek olan kıdem tazminatının kimler tarafından karşılanacağı da
önemli bir sorundur.
Bu makalede apartman
görevlisi olarak adlandırdığımız bu kişilerin çalışma şekli, mali yüklerinin
paylaşılması yöntemi, bu kişilerin işten çıkarılması durumunda ödenecek kıdem
tazminatının nasıl karşılanacağı hususları iş hukuku ve kat mülkiyeti hukuku
yönünden incelenecektir. Ayrıca kat mülkiyetine tabi apartman ya da sitede kamu
konutu da bulunmaktaysa, bu konuta isabet eden gider payı ve kıdem tazminatının
konutta oturan tarafından mı yoksa malik olan kamu kurumu tarafından mı
ödeneceği konusu tartışılarak bir çözüm önerisi olarak apartman ve sitelerde “kıdem tazminatı fonu” oluşturulması
değerlendirilecektir.
II- KAT MÜLKİYETİNDE YÖNETİM, GİDERLERİN PAYLAŞIMI VE
İSTİHDAM
A- KAT MÜLKİYETİNDE YÖNETİM VE GİDERLERE KATILMA
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabi apartman
ve sitelerde kat malikleri kurulu tarafından seçilen kişiye yönetici denir. Bu
kişi, aynı zamanda işveren vekili olarak hareket eder. Kat mülkiyetine tabi
yerlerde ortaya çıkan ortak giderlerin nasıl paylaşılacağı ise, Kat Mülkiyeti
Kanunu’nun 20. maddesinde sayılmak suretiyle belirtilmiştir. Kanun’a göre kat maliklerinden her biri aralarında
başka türlü anlaşma olmadıkça:
- Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderlerine ve bunlar
için toplanacak avansa eşit olarak,
- Ana gayrimenkulün sigorta primlerine ve bütün ortak yerlerin
bakım, koruma güçlendirme ve onarım giderleri ile yönetici aylığı gibi diğer
giderlere ve ortak tesislerin işletme giderlerine ve giderler için toplanacak
avansa kendi arsa payı oranında katılmakla yükümlüdür.
Kat malikleri ortak yer veya tesisler üzerinde
kullanma hakkından vazgeçmek veya kendi bağımsız bölümünün durumu dolayısıyla
bunlardan faydalanmaya lüzum ve ihtiyaç bulunmadığını ileri sürmek suretiyle bu
gider ve avans payını ödemekten kaçınamaz.
Kat malikinin payına düşecek gider ve avans
borcundan ve gecikme tazminatından, bağımsız bölümlerin birinde kira akdine,
oturma (sükna) hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı bir şekilde
faydalananlar da müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ancak, kiracının
sorumluluğu ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı ile sınırlı olup, yaptığı
ödeme kira borcundan düşülür.
Buna göre, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 20. maddesi
hükmüne göre yönetim planında veya kat malikleri kurulunca verilmiş bir kararda
başka türlü bir hüküm bulunmadıkça kat maliklerinden her biri, kapıcı
giderlerinden (ücret, sigorta pirimi, kıdem tazminatı vs.) diğer kat
malikleriyle birlikte eşit olarak sorumludur(1).
B- KAT MÜLKİYETİNDE İSTİHDAM
Yukarıda sayılan işler
yöneticinin kat maliklerine karşı olan yükümlülükleri ve sorumlulukları ile
sınırlı olup kat mülkiyeti kanununda, yöneticinin emrinde istihdam edeceği
personele ilişkin hiçbir belirleme yapılmamıştır. Konutlarda yöneticinin
istihdam edeceği personeli sevk ve idare etmesiyle ilgili düzenleme Konut
Kapıcıları Yönetmeliği’nde yer almaktadır. Yönetmeliğin 3. maddesinde kapıcı,
ana taşınmazın bakımı, korunması, küçük çaptaki onarımı, ortak yerlerin ve
döşemelerin bakımı, temizliği, bağımsız bölümlerde oturanların çarşı işlerinin
görülmesi, güvenliklerinin sağlanması, kaloriferin yakılması ve bahçenin
düzenlenmesi ve bakımı ve benzeri hizmetleri gören kişi olarak tanımlanmıştır.
Apartman ve sitelerde işveren; konutun maliki veya ortakları, yönetici ise
işveren vekilidir. Kapıcının işyeri ise çalıştığı konut ile bağımsız bölüm,
ortak yerler, eklenti ve tesislerin tümüdür. Aynı Yönetmeliğin 4. maddesine
göre apartman veya site yöneticisi, İş Kanunu ve bu Kanun’a dayanılarak
çıkarılan Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında ve yargı uyuşmazlıklarında
işverenin temsilcisidir. Yönetici, kapıcının çalışmasını sevk ve idare etmekle
yetkili ve görevlidir.
III- KAT MÜLKİYETİNDE KIDEM TAZMİNATI
Kıdem Tazminatı; işçinin iş sözleşmesinin sona
eriş biçimine bağlı olarak ve işçinin çalıştığı süre dikkate alınarak ücret
tutarına göre ödenen kıdem tazminatı “İş
Hukukuna has, işçinin işini kaybetme olgusuna dayalı, kıdem esası üzerine
kurulu özel bir tazminat türü” şeklinde tanımlanabilir.
A- KIDEM TAZMİNATI ÖDENECEK DURUMLAR
İşyerinde en az 1 yıl çalışmış olan işçilerin
kıdem tazminatına hak kazanması için iş sözleşmesinin aşağıdaki nedenlerden
birisi ile sona ermesi gereklidir.
1- İşçinin işveren tarafından İş Kanunu’nun
25/II. maddesinde gösterilen nedenler olmaksızın işten çıkarılması.
2- İşçinin İş Kanunu’nun, 24. maddesi uyarınca
işi bırakması.
3- İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyle
işten ayrılması.
4- İşçinin yaşlılık, emeklilik veya malûllük
aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla işten ayrılması.
5- Kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir
yıl içerisinde kendi arzusu ile işten ayrılması.
6- İşçinin ölümü.
Görüldüğü üzere işçinin işten ayrılırken kıdem
tazminatı alabilmesi için geçerli veya haklı nedenle fesih hakkının oluşması
gerekir. Bunun dışında işten kendi rızasıyla ayrılan diğer tabirle istifa eden
işçiye kıdem tazminatı ödenmez. Ancak istifa dilekçesinin baskıyla alınması,
boş kağıda imza atılarak istifa edilmesi ya da istifa dilekçesinden sonra
çalışmaya devam eden işçinin dilekçesinin işveren tarafından ileri bir tarihte
işleme konması gibi durumlarda istifa edilmesine rağmen kıdem tazminatı hakkı
doğar.
B- KAT MÜLKİYETİNDE KIDEM TAZMİNATI SORUMLULUĞU
1- Kat Malikinin Sorumluluğu
Kıdem tazminatı işveren tarafından ödenir. Kat Mülkiyeti Kanunu
gereği apartman ve sitelerde işveren; konutun maliki veya ortaklarıdır.
Apartman ve sitelerde çalıştırılan kişilerin işten ayrılmalarında ödenmesi
gereken kıdem tazminatı, kıdem tazminatının ödenmesi gereken tarihteki kat
malikleri tarafından ödenir.
Bu konuda verilmiş bir Yargıtay Kararı’nda kapıcı giderlerine tüm
maliklerin eşit olarak katılması gerektiği, bu katılım sorumluluğunun borcun
yasal olarak ödenmesi gereken tarihte malik olan kişiye ait olduğu, 1475 sayılı
İş Kanunu’nun 14/2. maddesi gereğince işyerinin devri sebebiyle başka bir
işverene geçmesi halinde işçinin kıdeminin değişik işverenlerde geçen hizmet
sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanacağı, her ne kadar daha önceki işveren
(kat maliki) işçinin çalıştığı süre ve devir sırasında işçinin aldığı ücretle
sorumlu ise de, son işverenin (kat maliki) tüm süreden sorumlu olduğu, ancak
önceki işverenlere sorumlulukları oranında, rücu edebileceği hükme
bağlanmıştır(2).
Öteden beri kat maliki olanlarla yeni kat
maliki olanlar arasında kıdem tazminatı bakımından yasal olarak bir fark
bulunmamakla birlikte, konutu henüz satın almış olan ve kıdem tazminatıyla
karşılaşan kat maliki bakımından rahatsızlık veren bir uygulama olduğu açıktır.
Ancak, konutu satın alan kişi, konutun tüm mali yükümlülüğünü de devralmış
olmaktadır.
2- Kiracının Sorumluluğu
Apartman ve sitelerde kiracılar işveren değildir ve kiracılar
işveren olan kat malikinin mali yükümlülüklerinden sorumlu değildirler. Ancak
kat malikinin mali yükümlülüklerinden kira miktarı ise sınırlı olarak sorumlu
tutulabilirler. Bu sorumluluk da bir yargı organı tarafından verilmiş karara
dayanmalıdır. Kiracılar, kat malikinin ödemediği ve yargısal bir karar
nedeniyle ödemek zorunda kaldıkları tutarı kira borcundan düşerler.
Olayı somutlamak bakımından bir örnekle
açıklarsak; 30 yıllık bir apartman dairesinin maliki sahibi olduğu taşınmazı
düzenli olarak kiraya vermektedir. Son kiracısı ile bir ay önce kira
sözleşmesi akdetmiştir. Bir ay sonra ise Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre
olağanüstü toplanan apartman kat malikleri genel kurulunda 20 yıldır apartman
görevlisi (kapıcı) olarak görev yapan kişinin iş akdinin sona erdirilmesine
karar verilmiştir. Böyle bir durumda, apartman görevlisine ödenecek
tazminatın kiracıdan istenmesi ne kadar hukuki ve hakkani olur? İşte bu
somut örnekten de görüleceği ve Kat Mülkiyeti Kanunu’nun malike yüklediği
yükümlülükler gereği kapıcı (çalışan) kıdem tazminatından her zaman işveren
sorumludur.
Yargıtay’ın yerleşik hale gelen kararlarında da,
kıdem tazminatı türünden giderlerin işverene ait olduğu, apartmanlarda da Kat
Mülkiyeti Kanunu uyarınca işverenin kat malikleri hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 302. maddesine göre, kiralananla ilgili zorunlu sigorta, vergi ve benzeri
yükümlülüklere, aksi kararlaştırılmamış veya Kanun’da öngörülmemiş ise, kiraya
veren katlanır. Bu hükme uygun olarak kira sözleşmelerinde genellikle aidatın
kiracı tarafından ödeneceği kararlaştırılmaktadır. Ancak, aidat ödeme
yükümlülüğü kiracıya kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü yüklemez.
3- Yöneticinin Sorumluluğu
Kat Mülkiyeti Yasası’nın 35.
maddesinde yöneticinin görevleri arasında, ana gayrimenkulü ilgilendiren bir
sürenin geçmesine veya bir hakkın kaybına meydan vermeyecek gerekli tedbirlerin
alınması da sayılmıştır. Bu kapsamda işten çıkarılanlarla ilgili olarak kıdem
tazminatı ödemelerinden yöneticinin sorumlu tutulmasına olanak yoktur.
Yöneticinin sorumluluğu, feshi ihbar etmemesi nedeniyle ödenen ihbar tazminatı ile eğer kusuru varsa kıdem tazminatının geç
ödenmesi nedeniyle tahakkuk eden faizle sınırlıdır(3).
C- KAMUYA AİT KAT MÜLKİYETİNE TABİ KONUTTAN KAYNAKLANAN KIDEM TAZMİNATI SORUMLULUĞU
Kat mülkiyetine tabi apartman ve sitelerde
çalıştırılan kişilerin işten çıkmaları sonucu doğan kıdem tazminatı yükümlülüğü
bakımından kat maliki, kiracı ve yöneticinin sorumluluklarını yukarıda
açıklamaya çalıştık. Ayrıca açıklığa kavuşmasında yarar gördüğümüz bir başka
husus da kat mülkiyetine tabi kamu konutunun (lojman olarak da bilinen) kıdem
tazminatı karşısındaki durumudur.
2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu’nda istihdam edilen personele
ilişkin giderler konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Kamu Konutları
Yönetmeliği’nin “Aylık Kira Bedelinin
Tespit ve Tahsili” başlıklı 23. maddesinde konutların aylık
kira bedelleri personelin aylık veya ücretinden peşin olarak ve bordro
üzerinden kesilmek suretiyle tahsil edilerek genel bütçeye dahil kurum ve
kuruluşlarda Hazine’ye ve diğerlerinde ise kendi bütçelerine irat
kaydedileceği, Yönetmeliğin 28. maddesinde ise, konutlarda istihdam edilen
kapıcı, bahçıvan, kaloriferci, elektrikçi ve benzerleri ile çeşitli
ihtiyaçların karşılanması için gerekli olan giderler konut tahsis edilenler
tarafından karşılanacağı düzenlemesi bulunmaktadır.
Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerini gözardı ederek Kamu Konutları
Yönetmeliği’ne göre gerçekleşecek bir uygulamanın nasıl şekilleneceğini bir
örnekle açıklamaya çalışalım. Kat mülkiyetine tabi 30 daireden oluşan bir
binada kamuya ait 3 konut bulunduğunu düşünelim. Binadaki birinci konutun 10
yıldır aynı kamu görevlisine tahsisli olduğunu, ikinci konutun 15 yıldır oturan
kamu görevlisi taşındığı için 3 aydır boş olduğunu, üçüncü konutun ise 1 ay
önce tahsis edildiğini ancak adına tahsis edilen kamu görevlisinin geçici
görevle başka bir ilde görevli olduğu için tahsise rağmen henüz taşınamadığını
varsayalım. Bu sırada Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre olağanüstü toplanan
apartman kat malikleri genel kurulunda 20 yıldır apartman görevlisi (kapıcı)
olarak görev yapan kişinin iş akdinin sona erdirilmesine karar verilmiş olsun.
Böyle bir durumda Yönetmeliğe göre, boş durumda olan konuta isabet eden kıdem tazminatı
kimseden istenemeyeceği ve ilgili kamu kurumu tarafından ödeneceği gayet
açıktır. Sorun, tahsisli konuta isabet eden kıdem tazminatı tutarını kimin
ödeyeceği konusunda ortaya çıkmaktadır. Yönetmeliğe göre karar vererek tahsisli
konuta isabet eden kıdem tazminatını oturmakta olan kamu görevlisinin ödemesi
yönünde yapılacak uygulamanın sonucunda, henüz konuta oturamamış olan kamu
görevlisinden bu ödemeyi yapmasını istemek gerekecektir. Yönetmelikte yer alan
düzenlemenin kıdem tazminatı yönünden uygulanmak istenmesi açıkça görülen bu
adaletsizliklere neden olacaktır. Bu nedenle yönetmelikte yer alan düzenlemenin
görevli personele yapılacak aylık ödemeler şeklinde anlaşılması, kıdem
tazminatı gibi kat malikinin sorumlu olduğu giderler bakımından uygulanmaması
gerektiği anlaşılmaktadır.
Kanaatimize göre Kat Mülkiyeti Kanunu’nun malike yüklediği kıdem
tazminatı yükümlülüğü Kamu Konutları Yönetmeliği gerekçe gösterilerek konutta
oturana yüklenemez. Zaten Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 20. maddesinde yer alan “yönetim planında veya kat malikleri kurulunca
verilmiş bir kararda başka türlü bir hüküm bulunmadıkça kat maliklerinden her
birinin kapıcı giderlerinden (ücret, sigorta pirimi, kıdem tazminatı vs.) diğer
kat malikleriyle birlikte eşit olarak sorumlu olduğu” hükmüne
aykırı bir düzenleme Kamu Konutları Kanunu’nda bulunmamaktadır. Konutlarda
istihdam edilenlere ilişkin giderlerin konut tahsis edilenler tarafından
karşılanacağı düzenlemesi Kamu Konutları Kanunu’nda değil, yönetmelikte yer
almaktadır. İşten çıkarılan çalışana ilişkin kıdem tazminatını ödeyecek olan
apartman ya da site yönetimi, konut başına hesaplayacağı tutarı Kat Mülkiyeti
Kanunu gereğince kat maliklerinden talep etmelidir. Kat maliki olan kamu
kurumunun payına düşecek gider ve avans borcundan ve gecikme tazminatından,
adına yapılan tahsis nedeniyle devamlı bir şekilde faydalanmakta olan kamu
görevlisi de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ancak, tahsis nedeniyle
konutta oturmakta olan kamu görevlisinin sorumluluğu ödemekle yükümlü olduğu kira
miktarı ile sınırlıdır.
Yargıtay’ın yerleşik hale
gelen kararlarında da, kıdem tazminatı türünden giderlerin işverene ait olduğu,
apartmanlarda da Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca işverenin kat malikleri olduğu
hükme bağlanmıştır. Yargıtay bir kararında mülkiyeti
hazineye ait olan davalı askeri lojman konut kapıcılığı işyerinde işçilik
alacaklarının davalı Milli Savunma Bakanlığı’ndan talep edilmesi gerektiğine
hükmetmiştir(4). Bu karar da kanaatimizi doğrular niteliktedir.
D- KIDEM TAZMİNATI FONU
Kat mülkiyetine tabi yerlerde ortak giderlerden
kat maliklerinin sorumlu olduğu, bu sorumluluğun bazı giderler için eşit,
bazıları için ise arsa payı ölçüsünde olduğu Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 20.
maddesinde belirtilmiştir. Kanun’a göre kat maliklerinin ödemekle yükümlü
olduğu bu giderler, yönetici tarafından hazırlanan işletme projesine göre
hesaplanan aidat olarak tahakkuk ettirilmekte ve günlük yaşamda kat
maliklerinden değil, konutta oturanlardan tahsil edilmektedir. Konutlara
ilişkin kira sözleşmelerinin neredeyse tümünde aidatın kiracı tarafından
ödeneceğine ilişkin bir madde yer almaktadır. Bu sözleşme maddesi kat malikinin
sorumluluğunu ortadan kaldırmamakta, kiracı tarafından ödenmeyen aidat kat
malikinden tahsil edilmektedir.
Yönetici tarafından hazırlanan işletme projelerinde yıl boyunca
karşılaşılması beklenen giderler tahmin edilerek yaklaşık bir tutar
belirlenmektedir. Bir gider unsuru olarak personel maliyeti, asgari ücretten
düşük olmamak üzere önceden belli olduğuna göre, personel maliyeti ölçü alınarak
yılda bir maaş tutarında olmak üzere ileride karşılaşılabilecek olan kıdem
tazminatına karşılık olacak şekilde bir
“kıdem tazminatı fonu” oluşturulması ve bu tutarın işletme
projesi içerisinde yer alması mümkündür ve bazı apartman ya da site yönetimlerinde
bu yöntem uygulanmaktadır.
Oluşturulacak fon ile, çalışmasına son verilen
personelin kıdem tazminatı çalıştığı süre boyunca ve verdiği hizmetten
yararlananlar tarafından önceden ödenmiş olacak, ödeme tarihinde toplu ödeme
sıkıntısı yaşanmayacak, ödeme tarihinde konutta oturmayan ancak önceden uzun
süre boyunca oturmuş olan mal sahibinin de kıdem tazminatı ödemesi sağlanmış
olacaktır. Aidatın ve fonun kiracı tarafından ödeneceği kira sözleşmesinde
kararlaştırılmış ise kıdem tazminatı, oturduğu süre boyunca kiracı tarafından
fona aktarılmış olur. Kamu konutunda oturanlar bakımından da kiracıyla aynı
durum söz konusu olacaktır.
IV- SONUÇ
Kıdem tazminatı işveren tarafından ödenir ve Kat
Mülkiyeti Kanunu gereği kat maliki işverendir. Kıdem tazminatını ödeme
tarihindeki kat maliki öder. Kıdem tazminatını kat maliki ödemez ise kiracının
sorumluluğu kira miktarı ise sınırlı olup, yaptığı ödeme kira borcundan
düşülür.
Kamu kurumlarına ait (lojman olarak bilinen)
konutlarda anataşınmaz maliki, ilgili kamu idaresidir. Kat Mülkiyeti Kanunu’nun
20. maddesi hükmüne göre kapıcı giderlerinden (ücret, sigorta pirimi, kıdem
tazminatı vs.) kamu idaresi de malik sıfatıyla diğer kat malikleriyle birlikte
eşit olarak sorumludur. Kamu Konutları Yönetmeliği’nde konutlarda istihdam
edilen kapıcı, bahçıvan, kaloriferci, elektrikçi ve benzerleri ile çeşitli
ihtiyaçların karşılanması için gerekli olan giderler konut tahsis edilenler
tarafından karşılanacağı düzenlemesi bulunmaktadır. Bu düzenlemenin kıdem
tazminatı yönünden uygulanmak istenmesi açıkça görülen bu adaletsizliklere
neden olacaktır. Bu nedenle yönetmelikte yer alan düzenlemenin görevli
personele yapılacak aylık ödemeler şeklinde anlaşılması, kıdem tazminatı gibi
kat malikinin sorumlu olduğu giderler bakımından uygulanmaması gerekir.
Kanaatimize göre Kat Mülkiyeti Kanunu’nun malike yüklediği kıdem tazminatı
yükümlülüğü Kamu Konutları Yönetmeliği gerekçe gösterilerek konutta oturana
yüklenemez. İşten çıkarılan çalışana ilişkin kıdem tazminatını ödeyecek olan
apartman ya da site yönetimi, konut başına hesaplayacağı tutarı Kat Mülkiyeti
Kanunu gereğince kat maliklerinden talep etmelidir.
Apartman ya da site yönetimleri tarafından oluşturulacak “kıdem tazminatı fonu” ödenmesi
gereken kıdem tazminatının kimler tarafından ödeneceği sorununu ortadan
kaldıracaktır. Her ay yapılacak küçük ödemelerle oluşturulacak fon ile, kıdem
tazminatı tutarı ödenmesi gereken tarihten çok önce, çalışanın hizmet verdiği
her ay boyunca hizmet alanlar tarafından aidat ödemesi içinde ödenmiş ve bir
fon hesabında toplanmış olacaktır.
*
Vergi Başmüfettişi (E. Maliye Başmüfettişi)
(·)
Bu yazıda yer alan görüşler tümüyle yazarına ait olup, hiçbir biçimde yazarın
görev yaptığı Kurum’un görüşü olarak değerlendirilemez.
(1)
Yrg. 8. HD.’nin, 25.12.2012 tarih ve E. 2012/12091, K. 2012/13115 sayılı
Kararı; Yrg. 12. HD.’nin, 04.11.2013 tarih ve E. 2013/27146, K. 2013/34631
sayılı Kararı.
(2)
Yrg.
HGK’nın 03.10.2001 tarih ve E. 2001/18642, K. 2001/662 sayılı ve Kararı.
(3)
Yrg. 18. HD.’nin 14.06.1999 tarih ve E.
1999/6605, K. 1999/7625 sayılı Kararı.
(4)
Yrg. 9. HD.’nin, 03.03.2005 tarih ve E.
2004/16611, K. 2005/6799 sayılı Kararı.
Yazarlar : 'TAYFUN ŞAHİN'
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder